Istanbul – Rahmi M. Koç Müzesi

Rahmi M. Koç Müzesi, Haliç’in kuzey kıyısında yaklaşık 2100 m2’lik alanda kurulmuştur. Alanın güneydoğusunda yer alan tarihi Lengerhane’ye bahçe kotu altında saydam rampa ile ek sergi binası bağlanmıştır. Anıtlar Yüksek Kurulu’nca II. Sınıf tarihi eser olarak değerlendirilen binanın 12. yüzyıldan kalma Bizans temelleri üzerinde olduğu sanılmaktadır. III. Ahmet döneminde kurulduğu tahmin edilen ve dökümhane olarak kullanılan binada gemiyi yerinde tutmak için denize atılan zincir ve ucundaki çıpa (lenger) üretiliyordu. III. Selim döneminde onarım gördüğü bilinen yapı, 1951 yılına kadar maliye tarafından kullanılmıştır. Cumhuriyet döneminde ise, Tekel-Cibali Tütün Fabrikası tarafından ispirto deposu olarak faydalanılmıştır. 1984 yılanda geçirdiği yangında üst örtü sistemi büyük zarar gören yapı unutulmaya yüz tutmuştur. 1991’de Rahmi M. KOÇ Müzecilik ve Kültür Vakfı tarafından satın alınan bina, ikibuçuk yıl süren titiz restorasyon çalışmalarından sonra 13 Aralık 1994 yılında teşhire açılmıştır.
istanbul-0566-rahmi koc sanayi muzesi-0566_2008052267iSTANBUL-RAHMi KOC MUZESi-RAUF MiSKi_20080523
Müzede yer alan objelerin büyük bölümü Rahmi M. KOÇ’un özel koleksiyonundan derlenmiştir. Çeşitli kurum ve kuruluşlardan, şahıslardan bağış veya süreli olarak alınan eserler de müzede sergilenmektedir. Müze koleksiyonunun temelini gerçek eserler ve bunların modelleri, bilimsel ve mekanik objeler içermektedir. Müzenin gezi planını Lengerhane binası ve ek bina olarak sınıflandırırsak; giriş, yol seviyesinin altında olup, eski bina içerisine dar bir tünelle çıkılır. Bu tünelde, restorasyon çalışmaları sırasında bulunan lenger, gülle ve top parçaları sergilenmektedir. Tünelden sonra iki yöne doğru çıkan merdivenler, girişi bir üst kata bağlar.

Müzenin birinci katında çeşitli kara ve deniz araçlarında ve sanayide kullanılmış olan buhar makinaları, buhar türbinleri ve buhar kazanları modelleri yer almaktadır. Makine modelleri içinde en ilgi çeken parçalar; yandan çarklı vapur makinaları, buhar yerine gaz ile çalışan içten yanmalı motorlar ve sıcak hava motorlarının yanı sıra, 1900’lü yıllara ait hafif vasıtaları harekete geçirmekte kullanılmış çalışan ölçekli modellerdir.

Müzenin orijinal ve önemli eserlerinden biri, Şirket-i Hayriye vapurlarından 1911 Ingiltere yapımı 67 No’lu Kalender Vapuru’nun buharla çalışan üç genleşmeli sancak orijinal ana makinası olup, Istanbul Boğaziçi’nde uzun seneler yolcu taşımış olan bu vapurun ölçekli modeli ile birlikte bu katta yer almaktadır.

Lokomotif ve vagonların bulunduğu vitrinde lokomotiflerin gelişimi kronolojik olarak sergilenmiştir. 1829 yapımı Rocket adı verilen lokomotif, yine buhar ile çalışın tramvay, itfaiye arabası ve yol yapımında kullanılan silindirler, genel amaçlı tek silindirli tarımda kullanılan çekme makine modelleri ile yapımcıları Türk olan lokomotif ve ayrıca gaz ile çalışan jeneratör de bu katta sergilenmektedir. Yine bu bölümde, 1700’lü yıllardan 1900’lü yıllara kadar yapılmış çeşitli saat ve saat mekanizmaları örnekleri görülebilir.
Lengerhane binasının asma katında, 13. yüzyıl Islam astronomi bilginleri tarafından gök cisimlerinin ufuk çizgisinden yüksekliklerini hesaplarken yararlandıkları usturlablar ve bir yüzünde trigonometrik hesap cetveli bulunan çeyrek daire şeklindeki rub’u tahtaları ile değişik zamanlara ait güneş saatleri sergilenmektedir.
Sergilenen objeler arasında astronomi araçlarından 18. yüzyıla ait iççubuk, 19. yüzyıla ait sekstant, oktant ve güneş sistemi modelleri, teleskoplar, çeşitli dürbünler, 18. yüzyıl sonu ve 19. yüzyıl başlarında kullanılmış mikroskopları görebilirsiniz. Bilimsel aletler bölümünün son vitrininde ise, vakum pompaları, cam ve ahşap abaküsler, hesap makinaları, Edison ampüllerinin kopyaları, 20. yüzyıl başlarında kullanılan elektrostatik aletler, dinamo ve galvanometreleri inceleyebilirsiniz.
Iletişim aletlerinin sergilendiği birinci vitrinde telgraf cihazı, ilk telefonlar, Edison fonografının replikası, 19. yüzyıl sonunda kullanılmış değişik modellerde gramofonlar ilginizi çekebilir.
Diğer vitrinde, 1910-1945 yıllarına ait çeşitli modellerde kulaklıklı, hoparlörlü, ağaç mobilyalı radyolar, radyo-pikaplar sizi yakın geçmişe götürecektir. Bir adım sonra, ilk örneği 19. yüzyıla ait, üç boyutlu görüntü sağlayan stereoscoplar, değişik yıllarda kullanılan kameralar, fotoğraf makinaları, daktilolar ve 1950’li yılların siyah- beyaz televizyonlarına rastlayacaksınız.
Lengerhane’den ek binaya inen merdiven duvarlarında 20. yüzyıl başlarına ait gemi modellerini, Osmanlı savaş gemilerinde kullanılmış küçük kalibreli toplar ile gemi yön bulma (DF) antenlerini görebilirsiniz.
Merdivenleri bitirip salona ulaştığınızda, Ege Bölgesi’nde 1950’li yıllardan müzeye hibe edilene kadar hizmet vermiş olan Bademli Zeytinyağı Fabrikası’nın buhar ile çalışan orijinal ana makinası ve presi ile karşılaşacaksınız.
Havacılık bölümünde, 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başlarında kullanılan Ingiliz, Alman, Fransız ve Italyan yapımı eğitim, keşif, avcı ve bombardıman uçak modelleri yanında bazı orijinal uçak motorlarını görebilirsiniz. Bu bölümdeki diğer enteresan bir obje, Hitler’in Ploesti’deki (Romanya) rafinerisine 1943’te yapılan baskından dönerken Antalya yakınlarında denize düşen Amerikan B-24 bombardıman uçağının dipten çıkarılan pilot kabinidir.
Hemen arkanızda, Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü’nden süreli olarak alınan, 1894 Alman yapımı değerli kağıt ve pul basım makinasını farkedeceksiniz. Aynı bölümde, gösteri amacıyla müzenin anı parsını bastığımız, 19. yüzyıla ait Ingiliz yapımı madeni para basma makinası ilginizi çekecektir.
Bisiklet, motorsiklet ve çocuk arabaları darphane makinalarının hemen ardında yer almaktadır. 1861 yılında karoseri ustası P. Michaux ve oğlunun bir drezinin ön tekerleğinin poyrasına bir çift demir kaldıraç takmasıyla ilk pedallı tekerlek ve onunla birlikte ilk velespet ortaya çıktı. Bu bölümde birgün 1867 yılı Fransız yapımı velespet, 1870 yılı Ingiliz yapımı penny-farthing gibi ilk yüksek tekerlekli bisikletlerden, 1992 yılı Amerikan yapımı Harley Davidson motorsikletine kadar iki tekerleklilerin tarihsel gelişimini takip edebilirsiniz. Ayrıca çocuk bisikletleri ve pusetleri de müzenin en sevimli kompozisyonu olarak karşınıza çıkacaktır.
Ziraatte kullanılan buhar makinaları, ilk zamanlar atlarla çekilerek çalışacakları sahalara getirilirlerdi. Daha geç dönemlerde, makinalar kendi buhar güçleriyle hareket edebilecek teknolojiyle donatıldılar. 1880’li yıllara ait orijinal seyyar buhar makinası ile kendi hareket edebilen çekici buharlı traktör müzenin önemli birer eseri olarak alt salonun orta bölümünde karşımıza çıkıyor.
Ayrıca bu bölümde yer alan vitrinlerde, 20. yüzyıl başlarında kullanılmış çeşitli araba markalarının modelleri, lokomotifler ve oyuncaklar izleyicinin beğenisine sunulmaktadır.
Denizcilik bölümü müze koleksiyonunun önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Bu bölümde, eski dalgıç kıyafetleri ve donanımlarını, duvarlarda değişik dönemlere ait yarım gemi modellerini, gemi figürleri, gemi fenerleri, yelken donanımları, kampanalar, yalpa müşirleri ve geni resimlerini göreceksiniz.
Ayrıca, 19. yüzyıl sonunda Ingiltere’de nehirlerde kullanılan çift kürekli gezinti kayığı ile çeşitli yıllarda kullanılmış pusula, sekstant, deniz kronometreleri gibi seyir aletleri vitrinlerde ilginizi çekecektir.
Denizcilik bölümünün diğer bir ilginç köşesi, 1922 yılı Ingiliz yapımı John Mc Kay isimli geminin orijinal parçaları kullanılarak telsiz odası dizayn edilen kaptan köşküdür. Burada çalışan seyir aletleri ve anons devreleri ile ziyaretçilerin kendilerini gerçek, faal bir geminin kaptan köşkünde olduklarını hissetmeleri sağlanmıştır.
Müzenin çıkış bölümünde, buhar makinalı gemilere ait buhar basınç göstergeleri, buhar ile çalışan tulumbalar ve yardımcı makinalar sergilenmektedir. Ayrıca çeşitli ebatta pervane ve şaftlar ile ilkel dıştan takma deniz motorlarının yer aldığı bu bölüm ile kapalı alandaki gezi güzergahı son bulmaktadır.
Müzenin açık teşhir alanlarında 1930’lu yıllarda Ayancık Kereste Fabrikası’na Çangal ve Zingal bölgelerinden tomruk taşıyan ve günümüze ulaşan üç dekovilden biri olan buharlı dekovil sergilenmektedir. 1829’da kurulan Üsküdar-Kadıköy Tramvayları T.A. Şirketi’ne bağlı 20 Numaralı Kadıköy- Moda tramvayı ilk seferini 29 Ekim 1934 tarihinde yapmıştır. 1966’da hizmetten kaldırılan bu tramvay şimdi müze bahçesinde ziyaretçilere eski günleri yaşatmaktadır. En kötü hava koşullarında bile batmama özelliği gösteren 1951 Ingiliz yapımı Kıyı Emniyet kurtarma botu, bahçenin diğer bir zenginliğini oluşturmaktadır.
Müze bahçesinin diğer bölümünde sergilenen objeler içinde çeşitli gemi demirleri, şamandıralar, yüzer havuz buhar kazanı ile Zafer Gemisi’nin torpido tüpü yer almaktadır. Yolun karşısında otopark alanının yanında F-104 Starfighter savaş uçağı özellikle genç ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir.
Havacılık Tarihinden Trajik Bir Öykü,

B-24D Liberator Hadley’s Harem

1 Ağustos 1943 Ploesti Bombardımanı

B-24 D Liberator “Hadley’s Harem” 41-24311-L seri numarası ile 1941 yılında Consolidated tarafından imal edilmişti.
1 Ağustos 1943 tarihinde Ploesti-Romanya petrol tesislerine yapılan bombardıman saldırısı sırasında “Hadley’ Harem “, U.S. Army Air Force 98th Bomber Group “Pyramiders” ‘e dahil olarak görevdeydi.

“Hadley’s Harem” bu tarihi harekât sırasında grup lideri Albay John R. “Killer” Kane’in öncülük ettiği “Flight One” içinde, Kane’in sol kanadındaki ilk uçaktı.
Uçağın mürettebatı aşağıdaki şu on kişiden oluşuyordu:

Kaptan Pilot Gilbert B. Hadley,
Yardımcı Pilot James R. Lindsay,
Seyrüseferci Harold Tabacoff,
Mühendis Russell Page,
Bombacı Leon Storms,
Telsizci William Leonard,
Uçaksavarcı Chistopher Holweger (cephaneci), Uçaksavarcı Pershing W. Waples,
Uçaksavarcı Leroy Newton,
Uçaksavarcı Frank Nemeth.
98 inci Bombardıman Grubu’nun hedefi “White Four” kod ismiyle tanınan, Ploesti’deki en büyük petrol tesisi olan Astro Romana rafinerisiydi.
Rafineri birçok sabit uçaksavar bataryasına ilâveten, çevresindeki demiryolu üzerinde yol alan tren üzerine yerleştirilmiş gezici bir uçaksavar ve bataryası tarafından da korunmaktaydı.
Yapılan uçuş plânına göre, yüksek irtifada iki grup hâlinde Romanya’ya kadar uçulacak ve rafineri yakınında ani alçak uçuşa geçilerek, önceden çölde kurulan maketler üzerinde provaları yapıldığı şekilde, bombardıman gerçekleştirilecekti.
Adriatik üzerinde karşılaşılan kötü hava şartları sonucunda iki grup birbirinden kopunca telsiz suskunluğunu bozmak zorunda kaldılar, bu da Almanlar’ın önceden hazırlıklı olmalarına ve sonuçta büyük zâiyat verilmesine yol açtı.
“Hadley’s Harem” hedefe ulaşırken uçağın burun kısmından girerek patlayan bir uçaksavar mermisi, bu kısımda büyük tahribata neden oldu. Göğsüne şarapnel parçaları isabet eden Bombacı Storms hemen can verdi. Seyrüseferci Tabacofff da bu sırada yaralandı. 2 numaralı motor da durmuştu. Mühendis Russel Page el kumandalarını kullanarak bomba yuvalarının kapaklarını açtı ve uçağın bomba yükünü boşalttı.
Uçak ağır bir yara almıştı. Bingazi’ye doğru dönüş yolculuğuna başladılar. Ancak kısa bir süre sonra bunu gerçekleştiremiyeceklerini anlayıp rotalarını Türkiye üzerinden Kıbrıs’taki Ingiliz Hava Üssü’ne yönettiler.
Anadolu üzerinde 3 numaralı motor da sustu. Toros Dağları’nı aştıktan kısa bir süre sonra 1 numaralı motorun yağ basıncı hızla düşmeye başladı. Kıbrıs’a da ulaşamayacaklarını anlayarak Türkiye’nin Akdeniz kıyılarına inmeye karar verdiler. Manavgat civarlarında deniz üzerinde iyice alçalarak kumsala yaklaşırken uçağın son kalan iki motoru da sustu. Bir kanadının suya değmesi ile uçak şiddetle denize çarptı ve hızla battı. Pilot ve yardımcı pilot uçaktan hiç çıkamadılar.
Sağ kalan diğer mürettebat yüzerek kıyıya ulaştı. Ilk tıbbi müdahaleleri, onları bulan Türk köylüleri tarafından yapıldı. Yaralılar ardından Istanbul Amerikan Hastanesi’ne (Amiral Bristol) yollandılar, deniz kazazedesi olarak kabul edilip, Dış Işleri Bakanlığı tarafından serbest bırakıldılar.
Hasköy Caddesi, 27 Hasköy, Beyoğlu
Tel : (0212) 256 71 53 – (0212) 256 71 54
Web: rmk-museum.org.tr/tarihce.htm

Pazartesi dışında her gün 10.00-17.00 saatlerinde ziyarete açıktır.

Yazar: Mehmet

Bir cevap yazın